• Aydın9 °C

Bekir AYGÜL / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir AYGÜL / Köşe Yazarı

“DEMOKRATİK AÇILIM VE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE(REFERANDUM) TAVRIMIZ NE OLM

09 Ağustos 2010 Pazartesi 03:24

Bekir AYGÜL(YÖRÜKOĞLU)

“DEMOKRATİK AÇILIM VE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE(REFERANDUM) TAVRIMIZ NE OLMALI?”

Aydınlı hemşerilerimin “Demokratik Açılım” ve “Anayasa Değişikliği-Referandum” konusunda tavırları ne olmalıdır hangi ilkeler etrafında hareket etmelidirler? sorusu sanırım bu gün karşı karşıya kaldıkları en önemli aktüel sorudur. Bu soru ve onun etrafında sürdürülen tartışmalar Ak Partinin hamleleri sonrasında dahada anlamlı hale geldi.

Öncelikle demokratik açılım nedir? Bu konuda hükümet ne yapmak istiyor, açılımdan biz ne anlamalıyız? Gelin beraberce bu soruların cevaplarını arayalım.

Ülkemiz binbir çeşit çiçek bahçesi misali farklı dinden,ırktan,mezhepten,kültürden insanların bin yıldan beri beraberce yaşadığı, kız alıp verdiği, aşını,ekmeğini paylaştığı ayrısı gayrısı olmayan birbirleriyle kaynaşmış, ayrılması mümkün olmayan iç içe kenetlenmiş mozaik bir yapı halindedir.

Hal böyle iken bazı geçmiş iktidarların ve darbecilerin yanlış politikaları sayesinde kendi kültürünü, inancını ve dilini yaşatmak ve yaşamak isteyen toplum kesimleri horlanmış, istismar edilmiş, öcü gibi gösterilmek suretiyle yalnızlığa itilmiş, bazı zamanlarda da devletle çatışır hale getirilmiştir.İş sadece bu kesimlerlede kalmamış, temel hak ve özgürlükler alanında ileri ülkelerin kat ettikleri mesafe bizim toplumumuza çok görülmüş, bu konularda herhangi bir yol alınamamıştır. Bu yöneticiler demokrasiyi sadece kendileri için var kabul etmişlerdir.

İşte Ak Parti İktidarı toplumun tüm kesimlerinin talebini dikkate alarak; Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile, ülkemizin ilerlemesini,  kalkınmasını, büyümesini, ulusal ve uluslararası itibarını yükseltmesini,  milletimizin refah ve huzurunun artmasını, kardeşliğimizin pekişmesini engelleyen  her sorun alanını çözüm yoluna koymayı hedeflemiştir. Başta terör meselesi olmak  üzere tüm etnik grupların, mezhep gruplarının meselelerini ve ekonomik sorunları  ele almayı, bu sorun alanlarında iyileştirmeler yapmayı ve sorunları en aza  indirmeyi gaye edinmiştir.

Demokratik açılım “bu ülkede yaşayan herkesin temel hak ve özgürlüklerinin eşitlendiği bir anlayışın adıdır.”

Dini,dili,ırkı, yaşam tarzı her ne olursa olsun vatandaşlar olarak yaşayan herkesin temel hak ve özgürlüklerinin eşitlenmesidir.Sayın Başbakanın hep birlikte Türkiye’yiz söylemesi çok önemlidir. Bu ülkede geçmişte çok önemli trajediler yaşandı ve hala bu dram devam ediyor.

Bugüne kadar Ak Parti iktidarında Demokratikleşme  adına pekçok şeyler yapılmıştır. Yerel yönetimler yasası çıkarılarak, belediyeler ve özel idareler daha etkin hale getirilmiş, Örgütlenmenin önündeki engel olarak duran dernekler kanunu değiştirilmiştir.

Hükümet olarak, insan haklarına saygının ve demokratikleşmenin bir  göstergesi olmak üzere göreve gelir gelmez olağanüstü hal uygulamasına sen  verildi.Terörle Mücadele Kanununda değişiklikler yapılmıştır. Değişiklikle, terör  yeniden tanımlanmış ve terör suçları yeni Türk Ceza Kanununa göre yeniden  sayılmıştır.

Farklı dil ve lehçelerde kursların açılabilmesine imkan sağlayan bir  yönetmelik değişikliği, köy ve belde isimlerinin gereği halinde sakinlerin arzusu  istikametinde değiştirilebilmesi, yol aramalarının asgariye indirilmesi,yayla  yasaklarının kaldırılması, farklı dil ve lehçelerde propaganda yapılabilmesi için  siyasi partiler kanununda değişiklik, İnsan Hakları Kurumu'nun kurulmasına dair  kanun, bağımsız kolluk şikayet mekanizmasının kurulması gibi pek çok çalışmalar neticelendirilmiştir. Uzun  vadede ise, Türkiye'nin sivil ve demokratik bir Anayasaya kavuşturulması  hedeflenmiştir. Yeni Anayasada ilk üç madde ve Cumhuriyetin temel nitelikleri  aynen korunacaktır.

Demokratik açılım ve Anayasa paketi Türkiye’nin Temelden yeniden inşasını gerektiriyor.Yani cumhuriyetimizi demokratikleştirme ve dolayısıyla hür ve eşit vatandaşlar olan demokratik cumhuriyetin inşasına gidiliyor. Nihai amaç nedir, bu ülkede hiç kimsenin etnik kimliğinden, dinsel yaşam tarzından,mezhebinin farklılığından dolayı dışlanmadığı demokratik bir cumhuriyetin inşasını gerçekleştirmektir.

Bu projenin iki önemli amacı vardır. Bu amaçlardan ilki daha fazla demokrasiyi tesis etmek ve halkın dediğinin olmasını sağlamak, ikincisi de daha zengin bir Türkiye yaratmaktır. Daha fazla demokrasi daha fazla insan hakları anlamına gelir. Demokrasinin geliştiği yerde ekonomide gelişmektedir. 2002’den bu yana Türkiye’nin milli gelir ve bütçesi kat be kat artmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman kişi başı milli geliri 1900 dolar idi. AK Partiden önce Ergenekoncu zihniyet sayesinde kişi başı milli gelir 2500 dolardı. Şimdi ise kişi başına düşen milli gelir10 bin dolar seviyelerine çıktı.

Türkiye, eski Türkiye değil. İtibarı yükselmiş; komşularıyla sıfır problem sloganı ile iyi ilişkilere girmiş, birçokları ile stratejik ortaklık kurarak vizeleri kaldırmış, medeniyetler çatışmasını reddetmiş, medeniyetler ittifakına taraf olmuş; Birleşmiş Milletler Daimi Konseyi’ne ilk turdan seçilmiş, 44 ülkenin bulunduğu Avrupa Birliği Parlamenterler Meclisi’ne başkan seçilmiş bir döneme geldik. Dünyadaki itibarımız bu…

Ülkemiz bir cumhuriyettir. Bayrağımız, marşımız bellidir. Başkentimiz Ankara’dır. Bunları değiştirmeye kimsenin niyeti de yoktur haddi de… Ak Parti, anaların gözyaşlarını dindirmeye soyundu. Böyle bir riskin altına girdi. Bu anayasa değişikliğini de 20 günde, her gün saatlerce gece-gündüz çalışarak hazırladı.

Anayasa değişiklik paketinin Meclise getirilmeden önce yaşananlara  bir göz atacak olursak, hatırlayacağımız gibi hükümet tüm sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi partileri ziyaret ederek ortak bir metinde uzlaşma arayışına girdi.Hemen hemen her kesim evet bu darbe anayasası mutlaka değişmeli dediler. Muhalefet partileride anayasa değişmeli dediler. Buna rağmen değişiklik paketinin hazırlanmasına hiçbir katkı sağlamadıkları gibi değişik bahanelerle pakete karşı çıktılar. Süreci baltalamak adına ne gerekiyorsa onu yaptılar.

Hatta o dereceye geldi ki, Bizim muhalefete bakın Sağcı-ülkücü MHP, Kürtçü BDP ve solcu CHP ittifak ederek Darbe Anayasasında değişikliği öngören paketin iptal edilmesi için var güçleriyle çalışacaklarını ve paketin oylanacağı 12 Eylül'deki Referanduma kadar "hayır" kampanyası yürüteceklerini açıkladılar.

Şimdi durup düşünmek lazım. Nasıl olurda MHP-CHP-BDP aynı noktada birleşirler? Hem de yasakların devamı noktasında?

Bu değişiklik paketinde, çocukların şiddet ve istismara karşı korunmasını öngören maddeler vardır. Bu pakette devlet memurları da dahil olmak üzere tüm çalışanlara verilen bazı haklar vardır. Anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı vardır.

 Bu değişiklikle Askeri Şu’ra kararları da yargı denetimine tabi olacaktır. Sivil insanlar artık askeri mahkemelerde yargılanamayacaklardır. Ve en önemlisi de bu anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi’nin ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı da değişecek ve daha demokratik bir yapıya kavuşacaktır. Yargıda siyasallaşmanın önü kesilecektir.

Yine bu değişiklikle;İnsanları, ekmekle özgürlük arasında tercihe zorlayan anlayışa son verilerek,Türkiye'nin dünyadaki insan hakları imajına olumlu katkı sağlanacaktır.

Yine bu değişiklikle; Demokratik standartların ve hukuk devleti anlayışının yükseltilmesi ile siyasi istikrar kuvvetlenerek yerli ve yabancı yatırımcılar açısından ülkemizin yatırım cazibesi artacaktır.

Yine bu değişiklikle;Yatırımların artması sonucu işsizlik sorunu çözülecek, Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçilecektir. Gücün kanunundan, kanunun gücüne geçilerek darbeler artık tarihe karışacaktır.Yargı bağımsızlığı güçlenerek, yargı tarafsızlığı sağlanacaktır.

Buradan siz hemşerilerime tavsiyem, Öncelikle 12 eylülde yapılacak olan referandumda önünüze gelecek anayasa değişiklik paketini madde madde incelemenizdir. Bu maddeleri önceki haliyle karşılaştırınız. Göreceksiniz ki, değişiklikle daha demokratik bir yapı öngörülüyor. Size hayır oyu kullanın diyenlere sorunuz hangi maddesine neden karşı çıkıyorsunuz, gerekçeniz nedir deyin? Size doyurucu bir açıklama yapamayacak, eften püften bahaneler uydurarak geçiştirecektir. Bu açıdan, bir takım çevreler tarafından kasıtlı olarak ortaya konan yanlış yönlendirmelere kulak asmadan ülke yararına olan bu anayasa değişikliğine referandumda “Evet” oyu kullanmamız hepimizin yararınadır.

Bu yazı toplam 339 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim