• Aydın21 °C

Ahmet SAKAR / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet SAKAR / Köşe Yazarı

Gelecek

26 Ocak 2010 Salı 17:37

Sancılı bir dönemden geçiyoruz. Millet, devlet, kurumlar her şey altüst olmuş bir durumda. Eskiler buna hengâme diyorlardı. Öyle olaylar yaşıyor ve duyuyoruz ki, insanımız akıl tutulması yaşıyor desek abartmış olmayız sanırım.

                Ortada çok eski hesaplardan kaynaklanan bir kavga var. Kavganın kaynağı 150 yıllık bir iktidar kavgası… Bu kavganın bizim zihnimize atılan görüntüsü “Ergenekon davası.”her halükarda “Ergenekon davası” ile hatırlayacağımız,  bu sancılı dönemin, aslında neyin kavgası olduğu, inanın bana yıllar sonra ortaya çıkacak.

                Bir gelecek hayal edecek olursam, filmin sonunda bizi nelerin beklediğini şu şekilde çizebilirim. Bu çizimi bir ressam ustalığında yapamayabilirim. Ama hepinizin sevdiği renkleri bulabileceğiniz bir resim olacağına, inancım tam.

  1.       Ergenekon davası;  Yıllar sürecek. Çünkü hâlihazırdaki anayasayla, bu kavgadan istenen sonuç çıkmayacak. Dolayısıyla taraflardan biri, daha sivil ve daha demokratik, herkesin üzerinde anlaştığı yeni bir anayasa için oldukça çaba harcayacak. Amaç, davanın kapsamını genişletmek olacak. Önümüzdeki günlerin tek ve uzun bir müddet değişmez gündemi bu, olacak gibi.
  2.       Milletimiz;  Kendini çevreleyen sınırlar içinde, kazanda kaynar gibi kaynıyor. Kısa bir süre sonra taşacak. Taştıktan sonrada durulacak. Durulduğu yer, çok az insanın görebildiği üzere, siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda sınırlarımızın büyüyerek değiştiği yer olacak. Aslında bu kaynayan kazanın ne zaman dineceğini, Türk Milleti’nin, tarihten gelen misyonunu kabullenme hızı belirleyecek. Sosyal patlamalar ile ilgili tarihi tecrübeler göstermektedir ki, hiçbir kişi ya da kurum(lar), milletlerin sağduyusuyla oynayamamış ve üzerinde mühendislik yapamamıştır. Milletler her zaman olaylara kendi mecrasında yön vermeyi bilmiştir. Özellikle bizim milletimiz gibi büyük devletler kurmuş ve yönetmiş milletler. İç huzurumuz sağlanacak ve bütün kavgalar bitecek.
  3.       Devletimiz; Milletine göre kendini yeniden tanımlayacak. Herkes hiç olmadığı kadar, hukuki anlamda vatandaş olacak. Demokrasi olgusu, devleti tanımlamada daha ağırlıklı bir ivme kazanacak.
  4.       Kurumlarımız; Büyük çekişmeler ve direnç merkezlerine rağmen, yapılması kuvvetle muhtemel yeni bir anayasada, günümüz batı uygarlığının ürettiği yeni değerler çerçevesinde, yeniden tanımlanan görev ve sorumluluklar ile vatandaşına daha iyi ve kaliteli hizmet sunma anlayışı, çağdaş uygarlıklar seviyesine ulaşacak.

Varacağımız bu nokta ile Atatürk’ün bize çizdiği hedefi yakalamış olacağız. Ve Ulu Önder bize gülümseyecek ruhlarımızda…

Masamda duran elektriksel ve renkli ışıklar saçan bir topa bakarak konuşuyor değilim. Ben de sürmeli gözleri, uzun tırnakları, saçı başı birbirine karışmış, sakallı, çorak bir topraktan farksız yüzü olan biri değilim. Loş bir odadan da sesleniyor değilim.  Sadece gelecek hayalimde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni milleti ile birlikte, dünyanın tahtında oturuyor görüyorum. Bu, hepimizin hayali. Ama bizi bu hayale inanın ki, şu ya da bu parti, şu ya da bu kişi götürmeyecek. Bizi o noktaya aziz Türk Milleti götürecek. Bu, milletin iradesi ve milletin kaderi olacak.

Bu yazı toplam 1020 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim