• Aydın22 °C

Şerif Ali DEĞİRMENÇAY / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Şerif Ali DEĞİRMENÇAY / Köşe Yazarı

HZ.ÖMER in ve NUŞİREVAN ın ADALETİ

20 Eylül 2011 Salı 02:27

Gazetemizde yazmaya başlayacağım yeni dönemde, öncelikle bu aziz vatanımızı bizlere emanet eden başta büyük önder Atatürk olmak üzere, şehitlerimizi rahmetle anıyor ve tüm gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; Anadolumun her köşesinden gazetemizi yakından takip eden değerli okuyucularımıza da sevgi ve saygılarımı sunarım. Yazılarımda eğitim alanında uzman bir akademisyen olarak eğitim-öğretim üzerine yazılar yazmayı düşündüğüm gibi, Türk Milletinin bir ferdi olarak ta, bizleri yakından etkileyen toplumsal olayları da akademik bir kimlikte bağımsız olarak dile getirmeyi planlamaktayım.

Rabbim den, yazacağımız her kelimede doğruyu yazmayı ve hakkı gözetmeyi nasip etmesini diliyorum. Bu anlamda ilk köşe yazımı, hepimize ibret olması için yaşanmış bir kısası sizlerle paylaşarak yazılarımı başlamayı düşünüyorum.

 

 HZ.ÖMER in ve NUŞİREVAN ın ADALETİ

            Hazreti Ömer ve Sa'd İbni Vakkas Hazretleri, İran'a at satmaya gitmişlerdi. İran'a vardıkları zaman şehrin girişinde cirit oynayan bir kısım genç görüp seyre daldılar. Bir ara yabancıların kendilerini seyretmekte olduğunun farkına varan gençlerden birisi yanlarına gelip "Bedeviler" gibi sözlerle hakaret ettikten sonra, satmak için getirdikleri ve üzerine bindikleri Arap atlarını ellerinden zorla aldılar. 
            Hazreti Ömer ve Sa'd ibni Ebi Vakkas Hazretleri ticaret maksadıyla geldikleri şehre çok üzüntülü ve perişan bir vaziyette girdiler. Yanlarında yiyecek bir şeyleri olmadığı gibi paraları da kalmamıştı. Akşam olunca da bir hana vardılar. Kapıdan girer girmez hancı, misafirlerin yabancı olduğunu ve üzüntülü olduklarını anladı. Neden üzüntülü olduklarını sordu. Hazreti Ömer daha üzüntülü görünüyordu. O hiç konuşmadı. İbni Vakkas Hazretleri ise başından geçenleri hancıya dert yanarak anlattı. Hancı misafirlerini dinledikten sonra: 
- Siz kederlenmeyin, bizim hükümdarımız son derece âdildir. Ya atlarınızı buldurur, yahut bedelini tazmin eder diyerek teselli verdikten sonra: 
-Her sabah hükümdarımız Nuşirevan, pazar yerinde halkın önünden geçer ve halk ona dert ve dileklerini bildirirler. O da ne icab ediyorsa hemen yapar. Siz sabahleyin hemen pazar yerine gidin vaziyeti anlatın dedi. 
            Sabah, Hazreti Ömer ve arkadaşı pazar yerine çıkıp hükümdarı beklemeye başladılar. Biraz sonra hükümdar yanında tercümanları ile geldi. Herkes nesi varsa açık açık söylüyor o da gerekeni hemen orada yapıyor veya yapılmasını emrediyordu. Sıra Hz. Ömer ve İbni Vakkas'a geldi. Onlarda başlarından geçenleri anlattılar, atlarının bulunup geri verilmesini dilediler. Hükümdar bunları dinleyince yüzü çok asıldı ve üzüntülü olduğu her halinden belli idi. Bir kese altın vererek onları gönderdi. Bu sefer yanlarında paraları da vardı, karınları da toktu. Hancının parasını verdiler, o gece de orada kalıp sabahleyin yola çıkmayı düşünüyorlardı. Hancı ne olduğunu sordu. Onlar hükümdarla görüştüklerini ve yalnızca bir kese altın verdiğini söylediler.
Hancı birden öfkelendi ve:

-Padişah çok adaletlidir, o para vermekle kalmayıp, sizin atlarınızı da bulup vermesi gerekirdi!!!! Bu işte bir yanlışlık var dedi ve onlara, birlikte saraya gitmek için ısrar etti.

Böylece hep birlikte tekrar padişah Nuşirevan’ ın huzuruna çıktılar. Hz. Ömer ve arkadaşının dilleri farklı olduğu için, Hancı tercüman olarak her şeyi anlattı.

Padişah onlara:

-Akşama gelin tüm atlarınız burada hazır olacak dedi.

Hz. Ömer, arkadaşı ve Hancı, akşama saraya tekrar geldiklerinde, tüm atların hazır olduğunu görünce; ilk görüşmede Padişah sadece altın vermişti şimdi ise hem para verdi hem de atlarımızı iade etti diye şaşırmışlardı.

Bu arada Padişah, Hancıya:

-Misafirlerden birinin, şehrin kuzey kapısından diğerinin de güney kapısından çıkmalarını istediğini söyledi. Hancı da; Hz. Ömer ve Sa'd İbni Vakkas Hazretleri’ne durumu anlattı.

Hazreti Ömer ve Ebû Vakkas Hazretleri şehri terk ediyorlardı. Bir de ne görsünler, şehrin bir kapısına bir genç, diğer kapısına ise tercüman asılmışlar ve ölmüşler bile...

Hazreti Ömer ve Ebû Vakkas Hazretleri bu durumu Hancıya sorunca Hancı:

“Asılan gencin Padişahın oğlu ve atları çalan çetenin başındaki kişi olduğu ve tercümanın ise Padişahı yanlış yönlendiren veziri olduğunu söyledi”.

Aradan zaman geçti, Hazreti Ömer Halife-i İslâm, Sa'd ibni Ebi Vakkas ise Mısır valisi oldu. Mısır'i İslamlaştırma ameliyesinde bir de cami yapılacaktı. Bu camiye en müsait yer ise bir yahudinin yeri idi. Mısır valisi yahudinin yerine cami yapımına başladı. Yahudi çaresiz bir şekilde düşünürken müslümanlardan bir zat: 
-Nedir senin bu halin? diye sordu. 
-Bir evim vardı, başka bir şeyim yoktu. Vali şimdi oraya cami yapıyor. Ben ne yapabilirim? Şimdi açıkta kaldım, dedi. 
-Sen git Medine'ye... Orada Halife Ömer vardır. Derdini ona anlat. Senin derdine mutlaka çare bulur, dedi. 
Yahudi daha islamiyetin nasıl bir din olduğunu bilmiyordu. Medine'ye vardı. Halife'yi sordu, bahçede olduğunu söylediler. Gitti bahçeyi buldu. Baktı ki, orada bir adam çalışıyor. Yanına yaklaşıp: 
-Ben Halife Ömer'le görüşmek istiyorum, dedi. Ona göre hükümdarın tarlada ne işi vardı. Karşısındaki: 
-Derdini anlat! Ömer benim, dedi. Yahudi derdini anlatıp, bir çare bulunmasını söyleyince Hazreti Ömer, öfkeli bir şekilde, bir kemiğin üzerine bir şeyler yazıp adamın eline verdi
-Götür bunu valiye ver, dedi. 
Yahudi bu yazışmadan pek bir şey anlamamıştı. Bundan bir şey çıkmaz, diyordu kendi kendine... 
Mısır'a gelip kemiği Sa'd ibni Ebi Vakkas'a verince, vali çok korkmuştu. Hemen evi eskisinden daha güzel bir şekilde tamir etti ve yahudiye verdi. Hemde memnun etmek için bir miktar yardımda bulundu. Hazreti Ömer'in gönderdiği kemiğin üzerinde sadece şu kelimeler yazılı idi:

- VALLAHİ BEN NUŞİREVAN'DAN DAHA ADİLİM!!!!!!

Sevgili dostlar, yukarıdaki yaşanmış kısasın, adaletin ne kadar önemli olduğunu anlatması açısından bir hatırlatma olarak sunmak istedim. Hepimizin zaman zaman yanlışları olmuştur. Ancak daha dikkatli olmamız açısından dikkat çekmek istedim. Aşağıdaki bir ayetle de bugünkü yazımı bitirmek isterim.

Saygılarımla…

Ayet-i kerimede: “Ey İman edenler! Adaleti titizlilikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa.135) buyurulmuştur.

            Ey Rabbimin yarattığı “adalet” sana selam olsun. Yolundan dönmeyenlere de saygılarımla…

Bu anlamda adaletin temelini teşkil eden öğretmenlerimize saygılar sunar yeni eğitim öğretim yılında başarılar dilerim.

Bu yazı toplam 1580 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim