• Aydın27 °C

Alper DERELİOĞLU / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Alper DERELİOĞLU / Köşe Yazarı

SOSYAL MEDYA KOPYALA-YAPIŞTIR

05 Ekim 2011 Çarşamba 02:35

Sevgili Aydın Özel Haber Portalı takipçileri. Hepinize merhaba. Sizinle her hafta değişik konularda yazacağım makalelerim ve köşe yazımlarımla farklı konularda görüşlerimi ve öngörülerimi paylaşacağım. Benim için de farklı bir deneyim olacak. Bu nedenle hem çok mutluyum hem de çok heyecanlıyım. Editörümüz Adnan Bey bana bu teklifi yaptığında gerçekten büyük kıvanç duydum. Ben ki yazı yazmayı nefes almak gibi , mesleğim vesilesiyle bir yaşam biçimi olarak gören biri için bir köşe yazısı yazmak bir iki saatimi alacaktı. Ama hiç de o kadar kolay değilmiş. Köşe yazısı yazmanın fikri bir ön hazırlık gerektirdiğini yeni fark ediyorum. Bu nedenle ilk köşe yazımın biraz geç yayınlanması nedeniyle üzüntüme belirtirken anlayışlı olacağınıza inanmıyorum. 

               Sosyal medya ve internet haberciliği. Yeni çağın bence en önemli değerlerinden biri. Yakın Çağı biçimlendirecek araç bence internet. Düşünün, yeryüzünde her gün 1 milyara yakın  insan internete giriyor. Bu bir milyar fikir bir şekilde internet üzerinde dolaşıyor demektir. 400 Milyona yakın insan her gün wikipedia adlı internet ansiklopedisini güncelliyor. Yer küre üzerinde ışık hızından daha hızlı bir fikir paylaşımı ve bir biçimde örgütlenme söz konusu. Ben bunun olumlu bir şey olduğunu düşünenlerdenim ve geleceğin medyasını şekillendirecek olanın da internet yayıncılığı olduğuna inanıyorum. Çünkü bilgi çok önemli. Haberleşme insanlar için her çağda çok önemliydi. Şimdi her insan bir haber konusu haline geldi. Çektiğiniz bir video ya da fotoğraf aynı anda milyonlarca insan tarafından paylaşılabiliyor. Tabi ki her güzel icadın götürüleri de var. Ama hayatta önce bardağın dolu tarafının görülmesinden yanayım. Önce dolu tarafı görelim. Bilgiye erişimde interneti ne kadar kullanıyoruz. Ya da şöyle sorayım. İnterneti sadece vakit geçirmek olarak mı kullanıyoruz?

               İnternet kullanımının yaygınlaşası ile ‘’ internet bağımlılığı’’ dediğimiz kavram karşımıza çıktı. Hepimizin şikayetçiyiz. Çocuklarımızı online oyunların başından ya da chat yapmaktan alıkoyamıyoruz. Peki çocuklarımız ya da biz bilinçli bilgi tüketicileri miyiz? Araştırma yetilerimizi geliştirecek bir tedrisattan geçtik mi?  Hepsine koca bir hayır. Maalesef bu alana resmi eğitim sistemimiz hala daha mesafeli. Ama şunu söyleyeyim, okullarda medya okur yazarlığı adı altında seçimlik bir ders var. Ben bu dersin konulmasını yeterli görmüyorum. Toplumsal bilinçlendirme anlamında daha fazla şeye ihtiyacımız var. Ama şunu da söylemeliyim; sorunu sadece öğretimle çözemezsiniz. Bu konuda medyaya da önemli görevler düşüyor.

             Bir de şu dezenformasyon konusuna gelelim. Yani bilgi kirliliği hadisesine. Evet internet dipsiz bir kuyu. Ben ‘’çöplük tabirini doğru bulmuyorum. Bu kuyuda herkes için bir tas su herhalde bulunur. Önemli olan o kuyudan nasıl su çekileceğini bilmek. Kuyudan azami en iyi verimi almak. Mesleğim gereğince bir çok hukuk portalında dolanırım. Ama burada dolaşan milyonlarca fikirden sadece doğru bilgi olduğu konusunda kesin kanaat edindiğim bilgilerden faydalanırım. Bunun gibi bir çok portalda insanların demokratik tartışma ortamları yarattığına ve bilgi transferi gerçekleştirdiklerini görüyorum ve bu hoşuma gidiyor. BBC “Dünyadan Haberler” bölümü direktörü Richard Sambrook, uzun vadede sosyal medyada ne olacak sorusuna şöyle bir yanıt veriyor: ‘’İlerde medya kuruluşlarının kendi muhabirleri, kendi haberleri olmayacak. Onun yerini haberlerini kamusal alanda paylaşan, gündemin nabzını tutan bağımsız gazeteciler alacak.’’ Bugün pek de ciddiye alınmayan, hesaba katılmayan vatandaş gazeteciliği” çok önemli bir kavram haline gelecek.’’ Bu fikri önemsiyorum. Dünyanın küçük bir köy haline geldiğini düşündüğümüzde şunu söyleyebiliriz; yakın çağ bilgiye erişim çağı. Bilgi altın kadar, su kadar önemli hale geldi. Bu ülkenin insanları olarak bu gelişmenin bir adım bile gerisinde kalmayalım. Hatta bir adım önünde olalım.

                İnternet artık siyaseti de etkiliyor. Ülkelerde rejimleri değiştiriyor. Arap Baharını hepimiz gördük. Bir yıldır Arap ve Kuzey Afrika coğrafyasının siyasi haritasının nasıl değiştiğini görüyoruz. Tabi bu yazımın konusu olmadığı için Arap Baharının neden ve sonuçlarına değinmiyorum. Sadece şunu belirtmek istiyorum, internet ve sosyal medya insanoğlunun en yakınındaki S.O.S. çantasından daha da yakın. Bir laptop alın, Dünyaya sesinizi duyurun. Bu kadar basit. Bu sosyal medyanın ve iletişimin gücü. Artık örgütlenme siyasi partilerde, derneklerde ya da başka yapılarda olmuyor. Örgütlenme sitelerde, bloglarda, facebook, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde oluyor. Zira insanların fiziki sınırları yok. İletişim sınır tanımıyor. Evinden giremezse cep telefonundan giriyor. Seçim bizim. İnterneti doğru kullanmak ya da kullanmamak bize bağlı. Elimizin altındaki tuşlar biz ne istersek onu yazıyor, onu buluyor. Ondan uzaklaşmak yakında mümkün de olamayacak.

               Bazı toplum bilimciler yaklaşık iki asır sonra yazılı basının ortadan kalkacağını savunuyorlar. Bu bir fikir, bir varsayım. Ben de inanıyorum. Geleneksel yazılı basın bir gün bitecek gibi geliyor bana. Ama ‘’Ben her şeyden vazgeçerim o kuşe kağıdının kokusundan vazgeçmem’’ diyorsanız dua edin ki bugün yaşıyorsunuz. O güzel kokudan mahrum değilsiniz zira. Ama torunlarınız muhtemelen mahrum kalacaklar. Biz şimdilik şanslıyız. Ama şunu da söyleyeyim ki, sadece gazete, dergi kalkmayacak. Kitap da kalkacak. Zira hologram teknolojisi her geçen gün gelişiyor. En son bir cep telefonu firmasının hologramlı menü ve yazma özelliği olan bir cep telefonu geliştirdiğini öğrendim. Hayrete düştüm. Bu kadar çabuk mu? Yani geleceğin Dünyasında kitaplar hologram olursa şaşırmayalım.

           Değerli okurlarım. Görüldüğü gibi gelişen Dünyada her gün yaşam biçimleri, iletişim alışkanlıkları, düşünce yapımız, yaşam stilimiz biz farkında olmasak da kabuk değiştiriyor. Ama en büyük korkum kes-kopyalacı bir toplumun yaratılması. Yani daha tembel, daha hımbıl daha az araştıran ve sorgulayan bir toplumun oluşması. Sosyal Medyanın kendi evriminde bu sorunu da zaman içinde çözeceğine inanıyorum. Zira değişmeyen tek şey değişimdir. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşça kalın ve yaşama algınızı yüksek tutun. Şimdilik hepinize kucak dolusu sevgi ve hürmetlerimi sunarım.

Bu yazı toplam 1089 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim