• Aydın19 °C

Ali NARİN / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali NARİN / Köşe Yazarı

TÜRKİYEDE AYDIN SORUNU

24 Ağustos 2012 Cuma 19:32

Türklerde aydın sözcüğü Osmanlının son dönemlerinde özellikle ittihat terakki döneminde ivme kazanmış  ve dillendirilmeye başlanmış Cumhuriyetle birlikte  elit veya aristokrat bir zümrenin elinde sekilenmiştir. Türkiye de aydın olmak Marksizm'le ve solculukla eş değer olarak algılana gelmiştir.

Özellikle 1960 ihtilalın sonunda sanki Türkiye de solculardan başkası aydın değilmiş gibi bir hava estirildi.

Osmanlı İmparatorluğuna ''hasta adam'' damgasını vuran batılı ülkeler Osmanlının mirasını pay etmek istemeleri akla geliyor. Tam bu aşamada Osmanlının 600 yılının sonlarında bu aydınlar devreye girmişler batılıların Osmanlı üzerindeki emellerini görünce iştahları kabarmış kendilerine göre kurtuluş reçeteleri sunmuşlardır.

Bu aydınlar üç grup olarak Osmanlıyı kurtarmak için düşüncelerini beyan ediyorlardı.

1-İslamcı aydınlar : Kurtuluşu İslam düşüncesinde görmüş ''biz bu duygularla hareket edersek belki gayrı Müslim tebaayı Osmanlı bayrağı altında tutamayız ama hiç olmazsa Müslüman milletleri Osmanlıdan kopartmayız'' diyorlardı. Araplar ve Arnavutlar buna rağmen Osmanlıdan koptular.

2- Osmanlıcı aydın gurubu ise Osmanlı olmak devletin birliğine bozulmayacağını belirterek ''hepimiz Osmanlıyız''diyerek tüm gayri Müslimlerin kendi istiklal mücadelesinden alıkoyacaklarını sanıyorlardı. Bu düşünceye ermeni toplumu ''OSMANLI BANKASI NE KADAR OSMANLI İSE BİZDE O KADAR OSMANLIYIZ''diyerek cevap vermişlerdir. Netice olarak bu görüşte Osmanlının parçalanmasını önleyememiştir.

3- Türkçü aydınlar bu görüşü savunuyordu ''Biz ne yaparsak yapalım gayrı Müslimleri ve Türk olmayanları sınırlarımızın içinde tutamayız ancak gerçek sınırlarımızı belirlersek yatırımlarımızı buralara yapmakta fayda vardır'' diyorlardı. Bu görüşü benimseyenlerden biride Atatürk'tü '' misakı milli'' hudutları çizerken bu görüş doğrultusunda hareket etmiştir.

1960 yılına gelene kadar aydın olarak dikkat çerken bu grup çeşitli kılıklara girerek belli idolejiye bürünerek önce Atatürkçülüğü kimseye bırakmadılar, daha sonra devrimcilik ve 1970 yılında devrimcilik adına aydın olarak tabir edilenler  Marksistlerin savunuculuğunu yaptılar.

70 yıllardan sonra ''dünya sosyalizme gidiyor'' gelecek sosyalizmindir diyerek içi kof bir hayalın peşinde koştular. En doğru görüş bizimkidir diye biliyorlardı. Türk milletinin temel yapısını batı toplumunun temel yapısı ile aynı görüp aradaki farkı hiç hesaba katmıyorlardı. Görüş ve zeka olarak büyük bir eksikliğin içindeler. Bunların bir çoğu atalarından gelen torpille yazar ve çizer olmuşlardı.

Bugün PKK konusuna gelince çözüm önerilerini sunan bazı aydınlar kendilerine göre bir senaryo üretmiş. Bazıları ise çok sesli koro gibi senaristlerine uyum sağlayıp ''DEMEOKRATIK ÇÖZÜM'' tekerlemesini ileri sürüyorlar.

Nedir? çözüm diye sorduğunuzda maalesef şu anda kullanılan hakların ötesinde bir şey söyleyemiyorlar. Üstelik bazı şeyleri mevcut düzen içinde yapılıp yapılamayacağını bile bilemiyorlar.

Dağ gibi sorunların içinde böylesi entel liboş  ve hain kadrolarla çıkmak zannedersen zor olacaktır. Türkiye'nin içinde yaşadığı en önemli sancısıda budur sanırım.

Bir zamanlar Osmanlıya  reçete yazan Prens Sabahattin unutmayalım prens Sabahattin o donemde Osmanlıyı iyileştirecek tek formülün  ermeni Kürt toplumlarının federasyon diyerek ifade etmiş. Alınan kararlarında Ermenilerle birlikte imzalamıştır.

Osmanlı İmparatorluğunda batıcı aydın tipinin tek örneğidir. Yüz yıl sonra bu gün de pkk konusunda sürüyle prens Sabahattinler çıkmıştır. Üstelik elimizde Osmanlının son dönemi gibi deneyimlerle dolu bir mazi olmasına rağmen bundan hiç ders alınmamış gibi görünüyor. Aydın sandığımız elit tabaka sadece ortak tarih ortak görüş yerine kendi idolejik veya kendi siyasi düşüncesinden bakarak yorumluyorlar. Aslında bu aydın tiplerinin en büyük eksikliği yakın tarihi okumamalarından kaynaklanıyor. Bunlar Lenin, Maocu, markisizmin tarihini okudukları kadar Türk tarihini okusalardı öyle sanıyorum ki görülen bu eksikliği gidermiş olurlardı . Ayrıca dünya görüşlerinde büyük değişiklik olurdu. Türkiye,de aydın sorunu kitaplara konu olacak kadar geniş bir alandır. Bu yazımla sadece aydınlarımız hakkında kısa bir görüş olarak değinmek istedim.

Gerçek aydınları tenzih ederek saygılarımla..

www.aydinozel.com Ali NARİN 

Bu yazı toplam 883 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim