• Aydın9 °C

Bekir AYGÜL / Köşe Yazarı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir AYGÜL / Köşe Yazarı

TÜRKİYE,SURİYE VE ERMENİSTAN

15 Ekim 2009 Perşembe 02:30

“TÜRKİYE, SURİYE VE ERMENİSTAN”

            Türkiye iç politikasında önemli gelişmeler yaşanırken dış politikadada önemli hatta hayati denecek kararlar alınıyor.Türkiye önceki gün Suriye ile tarihi bir adım attı.Vizesiz günler başladı. Ticari, kültürel ve siyasi işbirliği süreci başlatıldı. Bu olay tüm dünyada yankı buldu.

Daha düne kadar" PKK, Fırat ve Hatay" nedenleriyle sıcak çatışmaların eşiğinden dönen iki komşunun aldığı karar oldukca önemli hemde çok önemli.İlişkilerin birden bire değişime uğrayarak bu günlere gelinmesinde rol oynayan sebepler nelerdi acaba? diye bir soru sorarsak karşımıza şu önemli hususlar çıkar:

Öncelikle hepimizin hatırlayacağı gibi Suriye devlet başkanı Beşşar Esad’dan önce başkan olan babası Hafız Esad bir arap milliyetçisiydi ve uzlaşıdan uzaktı. Beşşar Esad ise aldığı batılı eğitimin de etkisiyle daha uzlaşmacı siyaset izlemeye başladı.Özellikle iktidarının ilk yıllarında güçlü iç desteğe sahip olmaması onu dış destek arayışına yöneltti.

 Türkiye'de Sayın Erdoğan hükümetinin dış poltika anlayışı geleneksel, yerleşmiş politika zihniyetini değiştirdi. Bu hükümet, sorunlardan beslenmeyi değil, çözüm üreterek Türkiye'nin önünü açmayı tercih ediyor.

Hükümetin uyguladığı “komşularla sıfır sorun" politikası, sadece Suriye ile değil Ermenistan ve tüm komşularla uzlaşma arayışını ortaya çıkarıyor.Abdullah Gül’le başlayan süreç Davutoğlu’ile devam ediyor. Bu zaman zarfında Suriye’ye pek çok kez gidildi.

Bu arada bölgesel siyasi şartlar tamamen değişti. Irak, ABD tarafından işgal edildi. Irak'ı işgale götüren ABD'li şahinler büyük planın parçası olarak da Suriye işgalini öngörüyordu.Bu durum, Mart tezkeresini reddederek "Şahinlerin" ortak hedefi haline gelen Türkiye ile Suriyenin işbirliğini güçlendirdi.

Bir taraftan İsrail ile savaş halinde olan Suriye, ABD işgali endişesi içindeyken, Türkiye'nin açık diplomatik desteğini gördü.İsrail'le arasında Türkiye arabuluculuk yaptı.

Bir başka husus, Türkiye'nin İsrail ile güçlenen stratejik işbirliği Suriye'yi Ankara'ya kucak açmaya zorladı.Güney toprakları İsrail işgali altında olan Suriye, kuzeyden de Türkiye tarafından ablukaya alınmaktan kurtulmak için dostluk kapısını sonuna kadar açtı.İsrail'le askeri işbirliğinin temelinde "PKK ile mücadele ve askeri modernizasyon" olan Türkiye de, Suriye ile ilişkilerin gelişmesine paralel, İsrail'le ilişkileri daha ölçülü düzeye çekmeye başladı. Anadolu Kartalıtatbikatından İsrail'in dışlanma zamanlaması ve Suriye ile tarihi imzanın atılması arasındaki kesişme bu açıdan da oldukça dikkat çekicidir.

Türkiye artık eski Türkiye değil. Bölgesel bir güç olarak öne çıkan, barış üreten ve risk alan bir ülke...Türkiye'nin bu şartlar altında yakın çevresinde yer alan ülkelerle güçlü ticari, siyasi ve kültürel ilişkilere sahip olması kaçınılmaz.

Avrupa Birliği üyelik sürecinde Türkiye'nin edindiği uzlaşma,diyalog kültürü ve yapıcı işbirliğini güçlendirme tecrübesi de hiç şüphesiz, Suriye, Ermenistan ile son dönemde atılan kritik adımlarda önemli rol oynuyor.

Bütün bunları Sayın Davutoğlu'nun konuşmasında yer alan, "geçmişimiz ortak, kaderimiz ortak, geleceğimiz ortak" ifadesi oldukça güzel özetliyor. Suriye ile açılım gerçekçi olduğu kadar kalıcı da olacak.En önemlisi de, Suriye ile başlatılan açılım Ortadoğu’da barışı, Ermenistan ile atılan adımda Kafkasya'da barışı güçlendireceği kesindir.

Türkiye’de muhalefetin engelleyici değil destekleyici, yıkıcı değil yapıcı politikalar üretmek suretiyle barış sürecine destek vermesi elzemdir. Halkımız muhalefet partilerinden kuru kuruya inatlaşmak yerine yapılan hayırlı işlerde katkı beklemektedir.

Bu yazı toplam 467 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim