• Aydın18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ADD Başkanı Günver GÜNEŞ : Terör Barış'a Darbedir
18 Ağustos 2015 Salı 00:17

ADD Başkanı Günver GÜNEŞ : Terör Barış'a Darbedir

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver GÜNEŞ son dönemde Terör Eylemlerinde ki artış ile ilgili açıklama yaptı.

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver GÜNEŞ son dönemde Terör Eylemlerinde ki artış ile ilgili açıklama yaptı.
Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver GÜNEŞ  “Terör Bağımsızlığımıza, Geleceğimize, Demokrasiye, Barış’a Darbedir. Milletimiz Susmayacaktır. Susmamalıdır” dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver GÜNEŞ Emperyalizmin emrindeki PKK terör örgütü, kanlı eylemlerine yeniden başlamış, son 45 günde 35 güvenlik görevlisi şehit edilirken, 15 vatandaşımız da öldürülmüştür 1923’te büyük bedeller ödenerek kurulmuş devletimiz, güvenliğimiz ayrılıkçı unsurlar eliyle tehdit edilmektedir.    Emperyalizmin maşası Bölücü ve ayrılıkçı terör örgütün amacı, gerçekleştirdiği saldırılarla siyasi taleplerini Türkiye Cumhuriyeti’ne ve ulusumuza dayatmaktır. Bölücü örgütün ardındaki emperyalist gücün amacı da zaten Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’ni başkalaştırmaktır. Türkiye Cumhuriyeti, varlığına yönelik olduğu apaçık belli olan bir saldırıyla karşı karşıyadır! 
“Acımız büyük”! demekten usandık.  “Acımız büyük!” diyenleri dinlemekten usandık. “Terörle kararlı mücadele” masalları sorunu çözmediği gibi ezbere tekrar edilen “kardeşlik”, hukukun üstünlüğü öyküleri” “çözüm süreci”, “ barış” gibi evrensel değerlerde 20’li yaşlarda öldürülen gençlerimizle birlikte anlamını yitirmiştir.  “Demokratik açılım, ileri demokrasi” aldatmacalarıyla emperyalizmin ülkemizi götürmek istediği yolun korkunçluğu bir kez daha gözler önüne serildi. Sağduyumuz bitmiş, öfkemiz kabarmıştır. Maalesef parsel parsel satılan ABD’nin ve AB’nin güdümüne sokulan vatanımıza sahip çıkamadığımız gibi Şehitlerimize de sahip çıkmıyoruz. Ölenin arkasından anası ağlıyor, kardeşi tabutunu taşıyor. “Şehitler hepimizin” demedikçe, yakınlarımızdan birisini teröre kurban vermedikçe duyarlı olamıyoruz.  Halkımız artık “PKK’nın asıl amacı ne, PKK’yı kimler, hangi ülkeler besliyor” sorularının cevabını bilmek öğrenmek zorundadır. Şunu hiç aklımızdan çıkarmayalım ki şehitlerimiz milletimizdeki bu dağınıklık bu vurdumduymazlık karşısında hakkını da hiç birimize helal etmeyecektir.  PKK’nın arkasında ABD vardır. Irak’ı bölen Amerika’dır. Mısır’a, Libya’ya, Tunus’a demokrasi vaadiyle giren ABD’dir. Ortadoğu’da Projesini hayata geçirmek için oyunlar oynayan ABD’dir.  PKK lojistik desteğini kuzey Irak’taki kamplardan alıyor    Türkiye Irak’ın kuzeyindeki kukla devletin altyapısını kuruyor. Türkiye Suriye’yi tehdit ediyor, Suriye’nin kuzeyinin denetimsiz hale gelmesinin alt yapısını hazırlıyor. Böylelikle de Sevr paçavrasındaki Büyük Kürdistan Lozan’ın imzalanmasından 92 yıl sonra geleceğini ABD’ye emanet etmiş yöneticileri eliyle kuruluyor. Halkımızın yarısı da büyük çoğunluğumuzu kahredecek şekilde bu durumu destekliyor.  Maalesef bugün Türkiye’ye ABD’nin projelerinin eşbaşkanı olmakla övünenler egemendir.  Artık şunu aklıselim herkes kabul etmelidir. İstihbarat ve askeri harekâtı ABD’nin yardım ve oluruna bağlayan bir siyasi irade ne terörü ne de PKK’yı durduramaz. PKK terörü içimizdeki işbirlikçilerin Türkiye’de söz sahibi olmasıyla arttı. Mecliste, gazetelerde, televizyonlarda terörü meşru gören anlayışın temsilcileri şehitlerimizin katilleridir. Artık “Bıçak Kemiğe dayandı”, “Ciğerim yanıyor”, “İntikamımız büyük olacak” sözleri hiçbir Türk vatandaşının acısını hafifletmeye yetmiyor, yetmeyecek. Çünkü terör örgütünün istemleri doğrultusunda ‘ileri demokrasi’ uygulayanların, 13 yıldır iktidarda bulunup Oslo’da, Dolmabahçe’de terör örgütünün ve yandaşlarının her isteklerini kabul edenlerin, teröre ödün vermekten başka bir şey yapmayanların terörü bitirmek gibi bir niyetleri olmadığı, ülkeyi terörle korkutup kendi istedikleri düzeni kurma yolunda kesin adımlar attıkları bir gerçektir. Terörden sağladıkları siyasal getiriyle ayakta durmaya çalışanların, Sözde milliyetçi söylemlerle sokaklarda nara atanların da bugünkü iktidara hangi konularda destek oldukları, koltuk değnekliği yaptıkları tüm ulusseverlerin, vatanseverlerin gözünden kaçmamaktadır. 
92 yıllık cumhuriyetimizin kazanımlarından, yurt ve ulus bütünlüğümüzden vazgeçilmesi asla düşünülemez.  Duyarsızlaştırılan toplumda herkeste bir suskunluk, bir boş vermişlik, ilgisizlik ve anlamsız bir sinmişlik, kahredici bir karamsarlık gözlemlenmektedir Ancak bizleri asıl kahreden ülkemizi yönettiğini sananların, dünya sorunlarıyla uğraşmaktan ülkemizin bu en yakıcı sorununu çözümsüzlük içinde savsaklamaları, dahası bu sorunu başka sorunları örtmede, halktan gizlemekte bulmalarıdır. Gerçi üstlendi(rildi)kleri görev, bu sorunun tümüyle unutturulması ve emperyalizmin istemleri doğrultusunda çözülmesidir. 
     Bunca olay karşısında sessiz kalmak artık ‘soğukkanlılığımızla, vakarımızla’ ifade edilemez. Bu duyguların arkasına sığınıp hiçbir şey yapmadan beklemek, vatana ihanetle eş anlamlıdır.  Terörü ancak ve ancak ‘kendisini bu ülkenin gerçek sahibi, Türk ulusunun gerçek bireyi’ olanlar bitirecektir. Herkesçe iyi bilinmeli ki bu terör olayının sorumlusu sadece bölücü terör örgütü değildir. Bu terör olayının, baş sorumlusu İmralı’daki caniye olabildiğince iletişim ve emir verme özgürlüğünü sağlayanlardır. Katili sayın mertebesine yerleştirenlerdir. Terör olaylarının sorumluları Türk Ordusu’nu ‘komuta(n)sız bırakanlardır. Bu terör olaylarının sorumluları mecliste terör örgütünün siyasi uzantılarıdır. Bu terör olayının sorumluları, teröristleri Habur’da davul zurna ile karşılayan, onlar için seyyar mahkemeler kurdurarak teröristleri iki saat içinde beraat ettirenlerdir. Bu terör olayının sorumluları bu acımasız ölüm makinelerini özgürlük savaşçısı olarak kamuoyuna takdim eden aymaz sorumsuz aydınlardır. Bu terör olayının sorumluları terörle mücadele yöntemini bırakıp müzakere sürecini başlatanlardır. Bu terör olayının sorumlusu hissiz, duygusuz, sevgisiz, umarsız, tepkisiz, vatana dair, ülkesine ait milli değerlerini yitirmiş milletimizin içinde maskelenmiş işbirlikçilerdir. Bu kararları alıp uygulayanların vicdanları rahat olsa bile bizlerin vicdanı hiç rahat olmadı. Şimdi de olmayacak. Bu yangın söndürülünceye kadar da olmayacak. 
PKK terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne göz diken ve bunun için 30 yıldır 40 bin insanı öldüren, kanlı bir terör örgütüdür. PKK terör örgütüne karşı yapılan savaş değil, terörle mücadeledir. Savaşın olmadığı yerde, terörle mücadele için barış istemek, vatana ihanettir, toprak bütünlüğümüze ihanettir. Güneydoğu Anadolu bölgemizde, emperyalistlerden güç alanların “özerklik” çığlıkları atarak, devlete meydan okudukları bugünlerde, ülkemizi kan gölüne döndüren terör örgütüyle müzakere yerine, etkili mücadele yapılması gerekmektedir. Kan dökenlerin hesap vermesi ve en önemlisi de akan kanın durması gerekmektedir.
Barış, “başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen HDP ve Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın terör örgütüne destek veren söylemleriyle gelmez. Barış, kendini kurtarmak için ülkeyi yangın yerine döndürenlerin ve “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir” diyenlerle gelmez. Barış, ülkenin bölünmesi için hazırlanan senaryolara ortak olanlarla da gelmez. Barış, katille gelmez, hırsızla gelmez, emperyalizmin kucağına oturanlarla asla gelmez. 
Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Vatana ihanetin nedeni olmaz, er ya da geç bedeli olur” sözü, siyasi iktidarın kulağına küpe olmalıdır. Bu ihaneti görmek istemeyenlerin ve sessiz kalanların da, yaşanan olaylardan aynı derecede sorumlulukları bulunmaktadır.
Ülkemizin yönetiminden sorumlu olanlar boş ve hamasi sözlerle günü geçirmek yerine, ulusumuzun güvenliği için gereken önlemleri derhal almalı ve düşündükleri önlemleri halkla paylaşmalıdırlar. Çözüm, bu sorunu yaratan, büyüten, büyümesine ‘demokratik açılımlarla, Anayasa değişikliği ile ileri demokrasi atılımları ile’ çanak tutanlarda değil, Atatürk’te, Atatürk’ün birleştiriciliğinde, Atatürk’ün Cumhuriyet’e düşman her olay ve kişi karşısında takındığı kararlılıktadır. ADD Aydın Şubesi olarak Şehit edilen askerlerimiz, güvenlik görevlilerimiz vatandaşlarımızın anıları önünde tüm ulusumuza söz veriyoruz:  Onların bizlere bıraktığı bağımsızlık bayrağımızı hep gönderde tutacağız dedi.

 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 842 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim