• Aydın18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Burak Özdemir ile Röportaj
29 Ağustos 2010 Pazar 23:59

Burak Özdemir ile Röportaj

www.aydinozel.com Genel Yayın Yönetmeni Adnan Aytaşkın ın Türkiye Komünist Partisi Aydın İl Başkanı Avukat Burak Özdemir ile Röportajı..

www.aydinozel.com  Genel Yayın Yönetmeni Adnan Aytaşkın ın Türkiye Komünist Partisi Aydın İl Başkanı Avukat Burak Özdemir ile Röportajı.. 

Adnan Aytaşkın :

Başkanım Kendinizden Bahsedermisiniz ?

Burak Özdemir :

3 yıldır Avukatlık yapıyorum. Sultanhisar doğumluyum. Yani Aydınlıyım. 2005 yılında İstanbul Üniversitesini bitirdim. 1999 yılın da Kazanmıştım. 6 yıllık bir öğrencilik yaşantım oldu. Bekarım.

2002 yılında Türkiye Komünist Partisi üyesi oldum. 2002 yılından itibaren sosyalizm mücadelesine başladım. Lise son gibi Sosyalist düşünceyle tanıştım. Türkiye Komünist Partisi üyesi onuruna erişmem üniversite yıllarında oldu. Daha doğrusu Türkiye Komünist Partisinin Aydın da o zaman çalışması olmadığı için o yıllarda partimizle tanışma fırsatım olmamıştı. 2002 yılında partili oldum.

Türkiye Komünist Partisini tercih ettim. Neden tercih ettim kısmına gelirsek Türkiye ve Dünya da eşit ve Özgür bir yaşantının sömürüsüz bir hayatın kurulmasını istiyorum. Bağımsız bir ülkenin kurulmasını istiyorum. Bunun da ancak şimdi yaşadığımız kapitalist düzenin değiştirilmesi Türkiye nin emperyalizm ile olan bağımlılık ilişkilerinin koparılıp atılmasıyla olacağını düşünüyorum. Bunun yolunun da Sosyalizm mücedelesinde Komünistlerin öncülük yaptığu Sosyalizm mücadelesiyle olacağını düşünüyorum. Bu yüzden Türkiye Komünist Partili oldum.

Öğrencilik yıllarımda TKP saflarında çalışmalara aktif olarak katıldım. Görevler sorumluluklar üstlendim. 2005 yılında okulu bitirmek süretiyle Aydın a geldim. Burada yaşamımı devam ettirmek siyasi mücadelemi de burada devam ettirmek ve Avukatlık yapmak üzere Aydın a geldim.

2005 ten itibaren Aydın da Partinin görevlendirmesiyle TKP Aydın İl Başkanlığı görevini yürütmekteyim. Parti binamızın açılması resmi olarak 2006 yılında gerçekleşti. Ondan önce biz çalışmalar yaptık. Ama resmi olarak 2006 yılından itibaren Türkiye Komünist Partisi Aydın İl Başkanlığı yapıyorum.

 

 

Adnan Aytaşkın :

12 Eylül de Anayasa Referandum unda Evet mi ? Hayır mı ? Neden ?

Burak Özdemir :

Türkiye Komünist Partisi olarak tereddütsüz HAYIR diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti 12 Eylül 1980 ile beraber bir dönüşüm sürecine tabi tutuldu. Arkasından ABD nin olduğu bir dönüşüm süreci oldu. Amaçlanan şuydu Türkiye nin daha fazla ABD ye Avrupa Birliği ne Emperyalizme Yabancı Sermayeye bağlanması daha bağımlı bir ülke yaratmak Emeğin daha fazla köleleştirilmesi Sermayenin ve piyasanın hakimiyetinin artırılması ve toplumun daha fazla muhafazakar hale getirilmesiydi.

Tabi buna uygun düşen de Hukuksuz bir ortam. Hukuk un ayaklar altına alınmasıydı. 12 Eylül 1980 aslında bunun düğmeye basılmasıydı. 12 Eylül Anaysası da bu dediklerime koşul olarak ortaya çıktı. 12 Eylül Anayasası çok açık bir şekilde işçi karşıtı emek karşıtı Sosyal Devlet karşıtı Hukuk karşıtı bir Anayasadır aslında. Yıllardır 12 Eylül Anayasasını yapanlar tarafından bile eleştirilmeye başlandı.

12 Eylül ile beraber Türkiye bir dönüşüm sürecine tabi tutuldu. Toplumumuz olabildiğince apolitikleştirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü 12 Eylül bir yerde bunu amaçlıyordu. 12 Eylül öncesi ciddi bir toplumsal muhalefet vardı. Toplumun gericileştirilmesi dinselleştirilmesi Cemeatlere tarikatlere daha fazla kapı açılması amaçlanıyordu. 12 Eylül bunun Düğmeye basıldığı tarihtir.

Özelleştirilmeyle Devletin kamu hizmetlerinden el çektirilmesi Devletin Sosyal görevlerini bir kenara itmesi piyasanın ve Ticaretin daha fazla yaygınlaştırılması amaçlanıyordu. Emeğin kuralsız bir şekilde çalıştırılması amaçlanıyordu. Bu doğrultuda çok ciddi politikalar yaşama geçirildi. Diğer yandan Türkiyenin bağımlılığının pekiştirilmesi gündemdeydi. Gerçi Türkiye 1980 öncesi de bazı politikalarla ABD ye bağımlı bir durumdaydı. Ama 1980 sonrası uygulanan politikalarla zaten ekonomik bağımsızlığın yok edilmesiyle Türkiye daha fazla dışarıya bağlanmaya başladı. Yabancı sermayenin Türkiye üzerindeki gücü 1980 sonrası katmerli bir şekilde arttı. Amaçlanan buydu. AKP bu sürecin devam ettiricisi. Bunun altını çizme istiyorum bu konuda ciddi bir aldatmaca var.

AKP bu Anayasa Değişiklikleriyle 12 Eylül Anaysası nı değiştirmiyor. Aksine 12 Eylül Anaysasını 12 Eylül Politikalarını kuvvetlendiriyor Pekiştiriyor. Bunun içini biraz sonra doldurmaya çalışacağım. AKP 2002 de geldiğinden beri ne yaptı, bir şekilde özelleştirmeler konusunda çok ciddi adımlar attı. Türkiyenin en Stratejik Türkiyenin ekonomik bağımsızlığı nın temellerini oluşturan bu ülkeye ciddi şekilde katkı sunan ekonomik kuruluşlarımızı kamu işletmelerimizi neredeyse peşkeş çekilecek derecede yabancı ve yerli sermayeye sundu. Diğer yandan piyasanın önündeki engelleri ciddi bir şekilde kaldırdı. Devlet Eğitim Sağlık Konut güvenlik gibi alanlardan elini eteğini çekmeye başladı. Bunlara ayrılan bütçe azaltıldı.

Dolayısıyla piyasada Sermaye egemenliğinin kuvvetlendiğini görüyorum AKP Hükümetiyle beraber. Tekel İşçilerinin durumu başlı başına ayrı bir konudur. Çünkü Akp ile beraber emekçilerin güvencesiz 4c gibi statüsüz bir şekilde çalıştırılması amaçlanıyor. Bu konuda ciddi yol katedildi. Mesela Taşeron uygulaması Türkiye nin heryerini sarmış durumda AKP nin asıl amaçladığı emeğin köleleştirilmesi.

AKP nin bir önemli adımı da 1923 Cumhuriyetinin tasfiyesidir. 1923 Cumhuriyetinin bir takım özelliklerini bağımsızlıkçı kamu cu laik sosyal özelliklerinin tamamen tasfiye edilmesidir. Türkiye Komünist Partisi daha öncede açıklama yapmıştı. Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkan Cumhuriyetin tasfiyesini engelemeye çalışan parti şu farkla Türkiye Komünist Partisi 1923 Cumhuriyetini ancak Sosyalist bir Cumhuriyetle İktidar olacağı gün kurulabileceğini düşünüyor. Böyle bir programa sahip.

Türkiye ancak bağımsız olursa emekçiler iktidar olursa bugünkü cumhuriyetin kazanımlarını koruyabilir. AKP bu doğrultuda adımlar atmakta. Anayasa değişikliklerini de zaten bu bağlamda gündeme getirdi. Anaysa Değişikliklerine de derli toplu olmaz belki ama parça parça açıklamalarda bulunayım. Bildiğiniz üzere 26 tane madde var pakettin içinde. Bir Hukukçu olarak bile 26 maddenin içinde iyi maddeler var, onaylanacak maddeler var. Ama AKP bir zokayı bize yutturmak istediiği için bir paketi dayatmak istediği için ve kendi iktidarını güçlendirmek istediği için bu 26 maddeyi tek tek oylatma durumuna gitmedi. Bu aslında AKP nin Anti demoktatikliğinin samimiyetsizliğini bir göstergesidir.

AKP bu Anayasa değişiklikleriyle özellikle yargı kurumunu siyasi iktidarın dolayısıyla yürütme organının kontrol ve kıskacına almak istiyor. Zaten en önemli değişiklikler Yargı ile ilgili. 3 tane çok önemli değişiklik var AKP nin amacını ortaya koyan 1 HSYK nın yapısıyla ilgili diğeri Anayasa mahkemesinin yapısıyla ilgili birde 125. madde idari mahkemelerin idarenin tasarruflarıyla ilgili daha geniş kamu yararı doğrultusunda denetim yapmasını ortadan kaldırmaya dönük bir düzenleme Anayasa değişikliğinde en önemli madelerden biri AKP mesela özelleştirmeleri yaparken sermayenin ve piyasanın önünü açmak isterken sınırsız bir güç istiyor.

Yargının Hukuk un kendi tasarrufları önünde engel olmasını istemiyor. Geçenlerde Tayyip Erdoğan şöyle bir açıklama yapmıştı. Ben tasarruf yapıyorum yürütme organı olarak danıştay a ne oluyor. Bu tür pervasız açıklamlar yapabiliyor. Dolayısıyla zaten yaptığı özelleştirmeler önünde danıştayın kamu yararı sosyal devlet doğrultusunda yani devletin denetimini yapmasını engellemek için o maddeki düzenleme kaldırıyor. İstiyor ki Yargı kendi önünde engel olmaktan çıksın. Anayasa değişikliklerinin asıl özü budur. Yani AKP nin o piyasacı sosyal devleti tasfiye edici adımları doğrultusunda yargı nın engel olmaktan çıkması yargının daha fazla kendi kontrolü altına girmesi amaçlanmaktadır.

Adnan Aytaşkın :

Yeni Anayasa Paketinde Çocuklara, Yaşlılara Özürlülere Kadınlara ayrımcılık olacağı söyleniyor ? Bu konudaki Görüşürnüz nedir ?

Ak Parti hükümeti

Burak Özdemir :

Sosyal Devleti öncelikle şöyle açıklamak lazım. Anayasa da birtakım hakların güvence altında olması Sosyal Devletin ayağa kalktığı veya Sosyal Devletin uygulandığı anlamına gelmez öncelikle. Sosyal Devletin uygulanabilmesi için Devletin gerçekten ekonomik ve sosyal olarak görevler üstlenmesi önemli alanlara kamu alanlarına ciddi yatırımlar yapması gerekiyor. Bugün Devlet Adalet hizmetleri Eğitim alanı, Sağlık alanı bu alanlarda bütçeyi inanılmaz derecede azaltmış durumda. Adalete ayrılan bütçe tam olarak bilmiyorum ama %1 lerde filan. Çok düşük Korkunç derece düşük.

Yani Çocukların özgürleşmesi güvence altına alınması Anayasa daki değişikliklerle sağlanabilecek birşey değil tek başına. Anayasa daki bu değişiklik çocukların özgürleşmesini güvence altına alınmasını sağlamayacaktır. Özürlüler ile ilgili olarak ta Anayasa nın 10. maddesi kanun önünde eşitlik ilkesinde bir düzenleme yapılıyor. Bu düzenleme zaten Anayasa nın 10 maddesinin ruhunda var, Özürlüler, Çocuklar için zaten devlet kanun önünde eşitlik ilkesini uygulamak zorunda, onlara yönelik bir takım ek tedbirler almak zorunda. Ama bu ancak şöyle sağlanabilir. Devlet Ekonomik ve Sosyal Hayattan elini eteğini çekmemeli.

AKP ile beraber Türkiye Cumhuriyeti veya içinde yaşadığımız kapitalist düzen bütün ekonomik sosyal görevlerini bir kenara bırakacak. Ben eğitimle ilgilenmem diyor, Sağlık benim alanım değil diyor, ben bunları piyasaya Özel Sektöre bırakırım diyor, Dolayısıyla biz insanları bu ihtiyaçları piyasanın cenderesine bırakmış oluyor, insafına terketmiş oluyoruz.

Mesela şöyle birşey gündeme getirilebilir eğitim hakkı evet devletin güvencesi altındadır ve ücretsizdir. Bugün ilkokulda bile eğitim hizmetlerinde para toplanıyor. Yani tamamen piyasanın insafına bırakmış durumdayız. Öğretmenler Müdürler kıskaç altında dolayısıyla sosyal devleti ayağa kaldırmak başka birşey yani piyasanın önünü açarsanız özelleştirmleri tamamlarsanız, kamu kuruluşlarını özelleştirirseniz devletin sosyal görevlerini zaten bitirmiş olursunuz. Bizim Türkiye Komünist Partisi olarak düşüncemiz bu.

 

Adnan Aytaşkın :

Ak parti Hükümetinin en çok söylediği konulardan birisi Eğitime Sağlığa bütçeden daha fazla pay ayırıyoruz. Siz tersini söylüyorsunuz.

Burak Özdemir :

TKP Aydın İl Başkanı Burak Özdemir : AKP 12 Eylül 1980de de Evet Demişti

www.aydinozel.com Genel Yayın Yönetmeni Adnan Aytaşkın ın Türkiye Komünist Partisi Aydın İl Başkanı Avukat Burak Özdemir ile Röportajı..

TKP Aydın İl Başkanı Burak Özdemir AKP nin Eğitim e Sağlığa bütçe den fazla pay ayırığına biz katımıyoruz. Dönen yalanların haddi hesabı yok. AKP kendi iktidarını sürdürmek için veya içinde yaşadığımız yağma düzenini aldatma sömürü düzenini devam ettirebilmek için bu tür şeylere ihtiyaç var, yalan söylemek zorundalar. Anayasa değişikliklerinde de yalan söylüyorlar, diyorlar ki 12 Eylül ile hesaplaşıyoruz diyorlar ki Diyarbakır Cezaevinde yaşanan o vahşet ile hesaplaşıyoruz. Erdal Eren 17 yaşında asılan bir devrimcinin katilleriyle cellatlarıyla hesaplaşıyoruz. Bunlar küllüyen yalan.

AKP ve onun gelenekçileri onların mirasçıları zaten 12 Eylül de Evet demişlerdi. Bu yapılan acımazsılıklara onay vermişlerdi. Bu konudada çok ciddi yalanlar var dolayısıyla Eğitim, Sağlık alanındada çok ciddi yalanlar var. Bugün Anayasamızda ilköğretim eğitiminden ücretsiz olarak bahsediliyor, bugün gerçek yaşama baksak okullara gitsek, öğrencilerin velileriyle görüşsek kimbilir ne kadar para veriyorlar, bunu sürekli yaşıyoruz.

Sağlık alanındada yaşanan şu aslında AKP nin amaçladığı Sağlığın giderek daha fazla özel sektöre devredilmesidir. Devlet hastanelerinin bile özelleştirilmesi gündem de mesela tam gün yasası sözkonusu, tam gün yasası ile amaçladıkları bütün doktorları hastanelerde çalıştırmak muayenehaneleri kapatmak ki muayenehaneleri kapatmak doğrudur bize göre de ama AKP nin amaçladığı başkadır burda doktorları hastanelere sıkıştırmak çalışma saatlerini artırarak giderek sözleşmeli çalıştırmak AKP nin amaçladığı bu. AKP zaten eğitim ve sağlık alanında sözleşmeli çalışmayı kural haline getirmiş durumdadır.

Öğretmenlerin yaşadıkları şu KPSS sınavı ataması yapılmayan öğretmenler ölen intihar eden insanlar var korkunç birşey kesinlikle kabul edilebilecek birşey değil, bunların çözümüne yönelik hiç bir şekilde adım atmıyorlar ne Anayasa da böyle bir gündem var, nede başka konularda.

Adnan Aytaşkın :

Terörün biteceğine inanıyormusunuz ? Bitecekse nasıl biter ? Türkiyenin birinci sıradaki önemli konusunda sonuç nereye doğru gidiyor ?

Burak Özdemir :

Terörün biteceğine yönelik umudumuz tabi ki var Komünistler olarak. Biz dünyada savaşsız sömürüsüz bir toplumun özlemi ve mücadelesi içindeyiz. Sadece Türkiye de değil Dünyada da Terörün biteceğini düşünüyoruz. Ama bunun kaynaklarının ciddi şekilde kurutulması lazım. Hem Türkiye de Hem dünyada.

Üzülerek söylemek lazım Türkiye de iç savaş olasılığı yüksek. Türkiye de iç savaşı engelelyecek güç soldur. Emekçilerdir. Kürt ve Türk emekçileri birlikte mücadele etmedikleri müddetçe ikisini de çok ciddi tehlike beklemektedir. Belkide birbirlerini boğazlama beklenmektedir. Kürt sorunu çok önemli bir sorun. Tabi tarihsel boyutlarına giremeyiz burda zamanımız yeterli olmaz ama, biraz önce dediğim Türkiyenin dönüştürülmesi süreci, Cumhuriyetin tasfiyesi süreci, Türkiyenin ABD nin bölgeleki planlarına daha fazla eklenmesinin bir parçası aslında Kürt açılımı bugün.

Kürt açılımı ne Türkiye yi ne de Kürt halkını özgürleştirecek bir proje zaten AKP nin ve arkasında ABD nin halkı ve kürtleri özgürleştirmesi kesinlikle mümkün olamaz. Şunu görmemiz gerekiyor kürt halkı uzun yıllardır bu ülkede inkar edilen yok sayılan bir halk. Ve bu ülkede Türk milliyetçiliği sürekli körükleniyor, kürtlere yönelik düşmanlık körükleniyor, buna koşul olarak kürt milliyetçiliği de tırmanışta. Bu mesele de ABD ipleri elinde tutuyor. Çünkü ABD nin Irak ı işgali ile Kuzey ırak taki yapılanma ile birlikte bölgemizde ve ülkemizde etkinliğini ciddi şekilde artırdı. Dönüşüm sürecinin arka planında ABD nin ihtiyaçları ve çıkarları var. ABD nin bölgemizde ve ülkemize yönelik planlarını çok açık bir şekilde reddetmeliyiz.

Büyük Ortadoğu projesini reddetmeden ABD nin planlarını reddetmeden terörün ortadan kaldırılması mümkün değil. Kürt ve Türk emekçileri yoksulları bu yağma sömürü düzenine karşı milliyetçi politikalara karşı emperyalist politikalara karşı mutlaka yanyana gelmek zorundadır.

Bugün Milliyetçi Hareket Partisi de Barış ve Demokrasi Partisi de istemdışı yada istemiçi bir şekilde iç savaşın yaşanmasına katkı sunuyorlar. Bunun önünden çıkmak gerekiyor. Türkiye emperyalizme karşı çıkmadığı müddetçe bu savaşın önlenmesi mümkün değil. Biz komünistler olarak Türkiyede sömürü düzeninin değişmesiyle Türkiye de bağımlılık ilişkilerinin değişmesiyle aydınlık bir yola girmesiyle sorunun çözüleceğine inanıyoruz.

Türk ve Kürt kardeşlerimizin eşit bir şekilde özgürce bu topraklar üzerinde yaşayacağına inanıyoruz. Bu ancak sosyalist ve bağımsız bir ülkeyle mümkündür. Emekçilerin iktidarına vurgu yapmak istiyoruz.

Adnan Aytaşkın :

Çok fazla gündemde olan bir parti değilsiniz, Üye sayınız çok az diğer meclisteki partilere göre seçici bir üye profiliniz var. Arkanızda halk gücü az ancak TKP iktidar olsa ilk neyi değiştirir bu ülkede ? Uygulamayı düşündüğünüz Sosyalizm başka ülkelerde var mı? başarı oranı nedir ?

 

Burak Özdemir :

Bizim varlık nedenimiz eşit ve özgür bir düzen kurmak, sosyalist biz düzenle emekçilerin iktidarını sağlamak. Türkiye Kapitalist bir düzen ile felakete sürükleniyor. Biz kapitalizmi ortadan kaldırmak istiyoruz. Yani bir avuç azınlığın egemeneliği değil de çoğunluğun emekçilerin çalşanların egemenliğini istiyoruz .

Türkiye Komünist Partisine üye olmak elbette zor, TKP gönüllü komünistlerin birlikteliğidir. Yani Türkiyeyi dediğim doğrultuda değiştirmek isteyen eşit bir düzen isteyen içinde yaşadığımız sömürü düzeninde katlanmak istemeyen onurlu insanların oluşturduğu bir birlikteliktir. TKP partisi üyelerinin sayısı azdır. Hep de az olucaktır. Şuanda ki sayımız artıcaktır ama nufus itibariyle azınlık bir örgütlenme olucaktır. Komünistler Dünyanın her yerinde böyledir zaten. Ama gerçekten bu işe kendini adamış bu düzeni değiştirmek isteyen kitleleri peşinden sürükleyebilen bir azınlık örgütlenmesidir, amacımız budur.

Şimdi biz iktidara gelirsek ilk işimiz ne olucaktır. Türkiye de özelleştirilen peşkeş çekilen bu üllkenin malı olan kuruluşları kamulaştıracağız. Tüpraş ı Telekom u Petkim i Tekel i vb kuruluşları tekrar kamulaştıracağız. Devlet kamu yatırımların öncüsü olacak, Devlet bizim dönemimizde halkın emekçilerin devleti olacak, Toplumun çıkarları yararı doğrultusunda hareket edecek.

Bugün Türkiye deki sorunların temel nedeni plansız ekonomidir. Şuan da hiçbir alanda plan göremiyoruz. Devlet yatırımlarını planlamak zorundadır. Sosyalizmin en önemli adımlarından birisi planlamaktır. Hayatın her adımını planlamaktır. Toplumun ve emekçilerin ihtiyaçları doğrulturusunda, Sermayenin her türlüsüne karşıyız. Çünkü insanın insan tarafından sömürülmesine karşıyız. Yabancı sermayeye tamamen karşıyız. Çünkü bütün kamu kuruluşlarını üreten kesimin toplumun olmasını istiyoruz.

Bizim iktidarımızda planlı ekonomiye geçeceğiz, kamulaştırma yapacağız, imf gibi Dünya Bankası gibi kuruluşlarla ilişkilerimizi Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizi Gümrük Birliği Nato, ABD ile ilişkilerimizi koparacağız. Bu şu anlama gelmesin Türkiye Sosyalizm de kendisini dışarıya kapatmayacaktır. Dış ilişkilerimiz olacak. Ama Onurlu bir şekilde başkalarının çıkarları doğrultusunda bizi sömürgeleştiren ilişkiler değil. Türkiye Avrupa ile ilgili Amerika ile ilişkileri olacak. Bağımsız bir ülke kurmak istiyoruz.

Sosyalist Ülkeler konusunda şuanda tek Sosyalist ülke Küba dır, daha önce Sovyetler Birliği vardı. Biz TKP olarak Sovyetler Birliğini sahiplenen bir yapıdayız. 1991 te çözüldü. Ama biz sovyetler birliğini iyisiyle kötüsüyle doğrusuyla yanlışıyla bizimdir. Sovyetler Birliği yanlışlar yaptı sosyalizme ait birşeyler yaptı ama sovyet insanına ve bütün dünyaya çok şey kattı. İlk defa sovyetler birliği sayesinde insanlar ücretsiz konutlarda yaşadı, herkesin bir evi vardı. Eğitim sağlık imkanında ücretsiz yararlanabileceği ortam vardı. Sovyetler birliği bunları ıspatladı. İşsizlik yoktu, planlı ve kamucu ekonomi sayesinde yaptı. Ama yıkıldı çözüldü, bugün yok.

ABD, Sovyetler Birliği çözüldükten sonra dizginleri boşalmış kudurmuş bir köpek gibi dünyaya saldırıyor. Afganistan a müdahalesi ırak a işgali, Dünyanın değişik yerlerindeki işgalleri.

Küba gerçekten çok onurlu bir şekilde Sosyalizm i uyguluyor. Küba yoksul bir ülke, bunu vurgulamak lazım, ama sömürünün açlığın yaşandığı bir ülke değil. Küba da kimse aç değil. Herkesin bir işi var. Yoksul olması da normal. ABD nin ciddi bir şekilde ambargosu var. Küba nın olanakları kıt, Küba ile Türkiyeyi kıyasladığımız zaman korkunç bir fark var. Küba nın şeker pancarı, Turizmi ve purosundan başka hiçbirşeyi yok, çok kıt kaynaklara sahip. Türkiyede bir sosyalizm çok daha gelişmiş çok daha zengin olucak. Küba bu kıt kaynaklar ve ambargoya rağmen gerçekten onurlu bir şekilde yaşamaktadır.

Latin amerika Küba sayesinde Küba nın desteğiyle ABD ye kafa tutuyor. Mesela Venezuelle var. Sosyalizm yok orada ama halkçı bir cumhuriyet var. Kamucu bir cumhuriyet var. Küba da sağlık hizmetleri ücretsizdir. Dünyanın en iyi sağlık hizmetleri Küba da Abd de bile değil, bunu bütün sağlıkçılar tescil etmektedir. Küba da cahil, okumayan sayısı pek yoktur. Küba da herkesin başını sokabileceği bir konutu vardır.

Adnan Aytaşkın :

Sosyal Yardımlar yapılıyor devlet ve belediyeler tarafından bu konuda ne söylemek istersiniz.

Burak Özdemir :

Devlet toplumun yaşamsal olan ihtiyaçlarını bir şekilde görmesi gerekir . Anaysal bir güvence altına alması gerekir. AKP nin yaptığının sosyal devlet ile bir alakası yok. AKP sadaka toplumu oluşturuyor. İşsiz bir kitle yaratıyorsunuz. Çaresiz bir kitle geliri olmayan yoksul bir kitle ve onlara siyasi olarak istismar ederek yardımlar götürüyorsunuz. Yardım kötü bir şey değildir. Köministlerde yardımlaşmacı bir kültüre sahiptir, ama önemli olan insanları yardım almaktan kurtarmak, insanları muhtaç olmaktan kurtarmak.

Biz insanların çalışma hakkkının gerçekten olmasını istiyoruz. Anayasada yazıyor çalışma hakkı ama çok ciddi bir sayıda işsizlik var. Devlet bunu güvence altına almalıdr. Bu anayasayı yaşama geçirmelidir. İnsanlar yoksullaşıyor, yardımlara muhtaç duruma düşüyor. AKP Valililkler ve Belediyeler sayesinde yardım paketleri götürüyor, bu yolla Kendi siyasi propagandasını yapıyor.

Belediyelerde sosyal hakları güvence altına alabilirler. Yoksul insanlara yardım götürebilirler. Önemli olan insanların muhtaç olmasını ortadan kaldırmak. Gıda ihtiyacı gibi dünyada en önemli hak çalışma ihtiyacıdır. Siz insanlara iş verin insanlar muhtaç kalmazlar. Ramazanda da görüyoruz.

AKP iftar çadırlarında Evet propogandası yapıyor. İstanbulda binlerce kişi gelmiş Milli eğitim Bakanı Nimet Çubukçu gelmiş iftar ı istismar ederek Evet propagandası yapıyor. Çaresiz insanları kontrol etmek maalesef kolaydır. Çinli Atasözünde söylendiği gibi Balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek gerekiyor. Anayasamızda bütün hakları var çalışma hakkı var, seyahat etme hakkı var ama parası yoksa nasıl seyahat edecek insanlar demek ki anayasa tek başına yetmiyor.

Biz bu sömürü düzenini değiştirince hakların gerçekten mümkün olacağını düşünüyoruz. Biz insanların özgürleşmesini sağlayacak altyapısıyı sağlayacağız.

Adnan Aytaşkın :

Ergenekon hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

Burak Özdemir :

Aslında Ergenekon gündeminde AKP nin amacını daha önce bahsettiğim gibi Türkiyenin dönüştürülmesi sürecinin bir parçası olarak görmek gerekiyor. AKP ve Cemaat bağlantıları ABD ile birlikte Türkiye Cumhuriyetini bir dönüşüm sürecine sokmaktır. Kendi iktidarını güçlendirmeye çalışıyor.

Ergenekon bu sürecin bir parçası olarak gündeme geldi. Bu konuda çok çeşitli yalanlar aldatmacalar çarpıtmalar sözkonusu. AKP bu süreci ortaya koyarken şunu diyordu. Türkiyeyi darbecilerden darbelerden çetecilerden kontrgerilladan bu tür unsurlardan kirli unsurlardan arındıracağız. Türkiyeyi demokratikleştireceğiz ve güzelleştireceğiz. Özellikle bu yalanları solculara yutturmaya çalıştılar. Çünkü bu ülkede çetelerden Kontrgerilladan darbelerden en çok zarar gören solcular ve komünistlerdi.

12 Eylül ün en büyük mağduru muhatabı komünistler ve solculardır acı çekenler. Dolayısıyla darbelerden arındırıyorum çeteleri tasfiye ediyorum yalanı ile solun desteğini almaya çalıştılar. Türkiye Komünist Partisi aslında çok sağlıklı bir tavır geliştirdi. ve Türkiye solunun AKP nin yedeği olmasını engelledi, çünkü solun ergenekon sürecinde kafası çok karıştı. Gerçekten AKP nin Türkiyeyi demokratikleştirdiğini düşündü, darbecilerden arındıracağını düşündü kimisi pek inanmasada sonuna kadar gidilsin dedi.

Süreç geliştirkçe Türkiye Komünist Partisinin desteğiyle solun da kafası netleşti. AKP nin bu konuda samimi olmadığını Türkiyeyi darbecilerden arındırma niyeti olmadığını açıkça ortaya koydu. Türkiye de Kontrgerilla dediğimiz veya çeteler dediğimiz yapılanma Komünizme karşı mücadele için kurulmuştur.

1945 sonrası Dünyada Nato bünyesinde Dünyanın heryerinde yasadışı gizli örgütlenmeler oldu. Türkiyede bu özel hat dairesi kuruldu. Türkiyede Komünistlere karşı solculara karşı bir savaş başladı. insanlar sokakta öldürülmeye başlandı, insanların can güvenliği kalmadı. Katliamlar yapıldı. 1 mayıs katliamı, Maraş katliamı, Çorum katliamı gibi bu işin acısını da komünistler solcular çekmiştir.

Bu işin arkasında Kontrgerillanın arkasında ABD ve NATO vardı. AKP yine arkasına ABD yi almış, Nato yu almış, NATO yu sorgulamadan ABD stretejisiyle Kontrgerillayı tasfiye etmiştir. Bu çok ciddi bir yalandır. Türkiye de Kontrgerillayı tasfiye etmek için yapılması için çok basit şeyler var.

Türkiye ABD ile Stratejik ortaklığı bırakmalıdır. Türkiye ABD ile Ortadoğudaki planlarını değiştirmelidir. Türkiye ancak bu tür şeylerde Evet biliyoruz 12 Eylül Amerikancı bir darbe 12 Eylül solculara karşı yapılmış bir darbe çok acımasız bir darbe faşist bir darbe. Ama şunu söyleyelim AKP 12 Eylül ün Cocuğudur bir ürünüdür.

Dolayısyla AKP 12 Eylül ile hesaplaşmaz. Çünkü Ergenekon sürecinde içeri alınan kişilere baktığımızda gerçekten bir paketin içinde aynı anyasa değişikliklerinde olduğu gibi herkes gelmiş. Evet Kontrgerillanın solcuların komünistler kürtlere karşı çok ciddi ama kirli olmayan bu Cumhuriyeti savunan Ulusalcı diye tabir ettiğimiz ve AKP karşıtı kişierde var.

Şimdi bu insanlar hep beraber bu paketin için alınmıştır. Şunu vurgulamak istiyorum Ergenekon sürecinde en heyecanlı dönem ve AKP nin hamle yaptığı dönem İbrahim Şahin in gerçekten Kontrgerillanın adamıdır. İbrahim Şahin in içeri alınmasıdır. Bilirsiniz Krokiler çıktı silahlar bulundu solcular bile heyecanlandı. oo İbrahim Şahin bile içeri alındı. Silahlar bulunmaya başlandı. Ama çok çirkin bir aldatmacaydı ondan sonra Türkan Saylan alındı.Üniversite hocaları alındı. İbrahim Şahin ile ilgili hiç birşey olmadı.

Ergenekon Kontrgerillayı çeteleri darbeleri sorgulaması tasfiye etmesi beklenirken 2 önemli şeye dikkat çekmek istoryrıum. Eğer yargılayacaksan Kenan Evren i veya Darbe yapan kişileri yargılayabilirsin. Milliyetçi Hareket Partisi Kontrgerillanın önemli parçasıdır yıllarca onları yargılayabilirsin BBP gündemde bile değil.

Amaçlanan aslında AKP nin Türkiye Cumhuriyetini dönüştürürken kendisine engel olan kişileri tasfiye etme girişimidir. Türkiye Komünist Partisi Ergenekoncu falan değildir. Kesinlikle TKP Ergeneokoncu değildir. Türkiye Cumhuriyetinin savunulması önemlidir. Türkiyenin savunulması önemlidir.

ABD ile Erperyalizm ile yolları ayırmadan sermaye egemenliğini bu piyasada düzeninde sorgulamadan Cemaatlere tarikatlere karşı daha kapsamlı çalışma yürütmeden Cumhuriyetin kazanımlarını korumak mümkün değil. Daha önce dediğim gibi emekçilerin kuracağı bir Cumhuriyet ancak bugünkü Cumhuriyetin kazanımlardır. Ergenekon Türkiyenin yeniden yapılanmasının bir parçasıdır.

Adnan Aytaşkın :

Türban yada Başörtüsü Konusunda düşünceniz nedir ?

Burak Özdemir :

Türban konusunda TKP Türban ın günümüzde Üniversitelere kamu kurumlarına girmesine tereddütsüz bir şekilde karşıdır. Türban konusunun insanların giyim kuşam özgürlüğü çerçevesinde görülmesi çok büyük bir aldatrmacadır. İnsanlar mini etekle geziyor ona özgürlük olarak karşı çıkmıyorsunuz da insanalar başını bağlayınca neden karşı çıkıyorsunuz. Konu bu kadar basit değil.

TKP özgürlükçü bir parti olarak insanları giyim kuşamıyla asla ilgilenmez, ama nasıl bir toplumda yaşadığımızı ve Türkiyenin nereye götürülmeye çalışıldığını görmemiz gerekiyor. Cemaatlerin tarikatlarin toplum üzerinde insanları çaresizleştirdiği genç kızlarımızın 7 yaşında 8 yaşında başlarının bağlanıp kuran kurslarına gönderildiği bir toplumda gerçekten karanlık bir toplumda insanlar giyim kuşam özgürlüğünü kendileri seçebilirler. İnanıyormuyuz acaba başörtüsünü özgürce seçtiğine, biz buna kesinlikle inanmıyoruz.

TKP bu konuda toplumda cemaatleri tarikartlari tasfiye edecektir. İnsanların dinsel inançlarıyla istismar edilmesine inanç özgürlüğünü güvence altına alacaktır. İnsanların eğitim özgürlüğünü güvence altına alacaktır. Ancak böyle Aydınlık bir toplumla insanların kendi düşüncelerini inançlarını özgürce, giyim kuşamda öyle bir ülkede aydınlık bir ülkede insanlar üniversite lere türbanlarıyla girebilirler o zaman sorun olmayacak. Ama bugün büyük bir sorundur.

 

İnsanlar seçimlerini özgürce yapıyorlarsa cemaatler tarikatler yoksa insanlar 8 yaşında aile ve toplum baskısıyla başını bağlamıyorsa ve genç kızımız gelir 16 17 yaşına inancı gereği başını bağlar, hiçbir etki altında kalmadan buna karışamayız, çıkar falan diyemeyiz, ama öncelikli olan şudur insanların seçimlerini özgürce yapmasıdır.

İnsanların bugüne kadar edindiği bilimsel kazanımları aydınlığı topluma öğretilmesidir, kazandırılmasıdır. Bunu aştığımız taktirde Türban sorun olmaktan çıkacaktır. Ama akp bunu ciddi bir şekilde koz olarak kullanıyor, onlar için ciddi bir simge. çünkü türban üniversiteler de ve kamu kurumlarında yasallaştırılırsa meşrulaştırılırsa daha büyük adımlar atacaklar. Tükiyeyi karanlığa götürme konusunda. kesinlikle bu konu giyim kuşam özgürlüğü konusu değildir. TKP nin insanların giyim kuşamlarıyla sorunu yoktur.

Adnan Aytaşkın :

Bu Kadar İşsizliğin olduğu ülkemizde Aile Planlaması Hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Burak Özdemir :

AKP, Başbakan Tayyip Erdoğan bildiğiniz üzere herkes 3 çocuk yapsın diyor onun mantığı şu : Türkiyede insanların çocuk yapması eğitimsiz işsiz konrtol edilebilir bireyler yaratmaktır. AKP nin daha fazla çocuk yapma isteği ve dayatması alında bundan kaynaklanmaktadır. TKP nin konya bakış açısı nedir öncelikle bu toplumun aydınlanmasıyla ilgilidir. Toplumun bireylerinin geliştirilmesi toplumun aydınlaştırılması karanlıktan kurtulması, sosyal koşullarının düzeltilmesi bunlarla ilgilidir.

Doğu ve Güneydoğu anadolu bölgesinde ve Türkiyenin çeşitli yerlerinde çok çocuk yapmasının çeşitli nedenleri var. Ekonomik ve sosyal nedenler buna sebeptir. İnsanların sosyal koşullarını iyileştirmemiz lazım. İnsanların sosyal konumları iyileşirse eğitim düzeyi artırlırsa insalar daha aydınlık düşüncelare sahip olursa ben insanların çok çocuk yapacağını düşünmüyorum. Biz toplumun kaynaklarını ülkemizin kaynaklarını bütün toplumun yararı doğrulturusnda kullanırsak çok çocuk ta sorun olmayacaktır. İnsanlar istediği kadar çocuk yapsın anlamında demiyorum zaten bunu yapmazlar, konu sosyal meselelerle doğrudan alakalıdır, hiçbir insan çok çocuk yapmaz, onu daha fazla çocuk yapmaya iten koşullar vardır. Bu koşulların değiştirilmesi gerekir.

Adnan Aytaşkın :

12 Eylül Referandumuna kadar yapacağınız faaliyetler nelerdir ve Aydında hangi ilçelerde teşkilatlarınız var ?

Burak Özdemir :

Anayasa değişikliğiyle ilgili 12 Eylül e kadar bizim amacımız halkımızı yoğun olarak aydınlatmaktır. Halkımıza gerçekten ulaşarak onlarla gerçekten konuşmak. AKP nin aldatmacalarına ve 12 Eylül e neden karşı çıkmamız gerektiğini bunların bağlantılarını halkımıza anlatmak. AKP Türkiye yi nereye götürmek istiyor bunları halkımızla paylaşmak istiyoruz.

Çünkü 12 Eylül de HAYIR dersek AKP yi güçsüzleştireceğiz ve AKP ye karşı bu ülkede mücadeleyi yoğunlaştırmak zorundayız. AKP bu ülkeyi karanlıklara çekmek istiyor. Bu ülkenin Komünistleri, yurtseverleri buna asla meydan vermemelidir. Halk gerçekten artık kendi geleceğine sahip çıkmaldır, biz bu yüzden halkımızla bunları paylaşmak istiyoruz, yoğun bir şekilde Aydın halkımızı aydınlatacağız. AKP nin gerçek amacını halkımıza ilan edeceğiz.

İlçelerde çalışmalarımız var nazilli, söke, kuşadası ve didim gibi ilçelerde çalışmalarımız var ama şuan Aydın dışında binamız yok. Ancak Nazilli ve Söke de parti binalarımızın açılması yakındır.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 1419 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Aydın Özel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 8148480 | Haber Yazılımı: CM Bilişim